Sevgili Güneş...
Nasılsın? İyisin inşallah. Çiçekler nasıl? Çok sevdiğimi biliyorsun onları. Geçen mektubunda yapmak istediklerinden, planlarından bahsetmiştin. Benim de planlarımı sormuşsun. Cevabım gecikince yine yazmışsın. İki gün önce aldım o mektubunu da. Parfüm mü sıktın? Endişe kokuyordu. Biraz da korku sinmişti galiba. Mutfakta yemek pişerken yazdın sanırım.
Sana yazmadığım için üzgünüm. Umut kalemim bitmişti. Yenisini de alamadım. Evden dışarı çıkmak istemiyorum. Güneş ruhumu kamaştırıyor. Güneş batınca ise uykum geliyor. Hareket edecek halim kalmıyor. Her sabah ekmek ve gazete getiren bakkalın çocuğundan kalem istedim bir tane. Şansıma bakkalda da kalmamış. Kendininkini ödünç verdi. Mektubu yazınca geri vermem gerek. Bir çocuğun umuduna el koyacak kadar gaddar değilim. Teşekkür olarak ucunu açıp vereceğim.
Yapmak istediklerimi ve planlarımı sormuştun. Umutlarından bahsediyordun. O mektup güneş gibiydi. Okurken içim kamaştı. Tutan elim yandı. Ben güneşten kaçarken güneşi bir zarfta bana göndereceğin aklıma gelmezdi. Her zamanki gibi beklenmediksin. Elimi tutup beni çekiştirdiğinde de parmak uçlarımdan yanmaya başlamıştım. Senden ayrılırken parlak bir kordum artık. Şimdi küllendim. Beni dağıtacak rüzgar gelmek üzere. Esintiyi hissediyorum. Dağılmadan sana yazmak istedim.
Hayatımda pek çok hata yaptım. Ama en güzel hatam güneşe yolculuk yapma çılgınlığını göstermemdi. Hem de önlemsiz. Yola yanacağımı bile bile çıktım. Yanıma sadece kendimi aldım. Ayakkabı bile giymedim. Yalın ayak gittim. Parmak uçlarımdan saç diplerime kadar hissederek ilerlemek istedim. Her adımda ısındım. Her adımda kafamdaki gereksiz şeyler buhar olup uçtu. Geriye sadece güneş kaldı. Tek yapmam gereken onu kucaklamaktı. Ben de öyle yaptım. Yana yana kucakladım onu. Hayatımda bu kadar acı verici ve mutlu bir an yaşamamıştım. İçim kaynarken dışım kavruluyordu. Senin için yanıyordum. Aklımda ise mutluluk ortalığı kasıp kavuruyordu. Ama uzun sürmedi bu an. Beni bilirsin, hiçbir zaman çok dayanıklı olamadım. Çabucak tükendim.
Tükenirken çok şey öğrendim. Sevginin böylesine yakıcı olabileceğini bilmezdim. O sıcaklığı hala hissediyorum. Her geçen gün hafiflese de... Soğumak üzereyim artık. Rüzgar ekspresini bekliyorum. Son durağında ineceğim. Bu sefer yola sonunu bilmeden çıkıyorum. Bilinmezliğe gidiyorum. Güneşin tam tersi o. Soğuk ve karanlık. Soğuk önemli değil, alışkınım ama karanlıktan korkuyorum. Geçtiğim her durakla ışıktan uzaklaşacağım. Yapay her ışıktan vazgeçtim zaten, güneşe saygımdan.
Mektubunla son kez güneşi gösterdiğin için teşekkür ederim. Benim için kendini suçlama. Ben güneş için uygun değilim. Karanlıktan çok korksam da hep karanlıkta yaşadım. Korkumla yaşadım. O zamana kadar hep uzaktan izlemiştim. Sen elimden tuttuğunda ilk kez ışığa dokundum. Oysa ben karanlıktım ve ışık karanlığı yok eder. Bu sana son mektubum güneş. Mektubum biraz nemli ve soğuk olabilir. Islak toprak kokusu sinmiştir belki. Üzgünüm, okumak istemezsen alınmam. Üzülüp bulutların arkasına da saklanma. Çocuklar dışarı çıkmak için seni bekleyecek. Onları üzme. Hoşça kal, çocuklara benden selam söyle.

Ah Fri, ahh!
YanıtlaSilBu yazı..
Ahh
^^'
Sil:(
YanıtlaSil