Canımı Limon Misali Sıkan Sorularım
Yine bir iç sıkıntısı getirdi beni buralara. Zaten o da olmasa geleceğim yok. Bir yazımda bahsetmiştim, bir yolda yürüyordum ve sonunda bir eve varıyordum. Nerede o yol şimdi? Bu sorudan yola çıktım ve yazarak düşünmek istedim. Düşüncelerimi bu şekilde düzenlemek kolay geliyor.
Önce soruyu sorduran süreci gözden geçirelim Fri. Bir üniversitenin, bir bölümüne severek girdin. İlk dersten itibaren ‘ben buraya ait değilim’ düşüncesiyle iki yıl tutunmaya çalıştın. Başta başardın ama giderek mutsuzlaştın. Üçüncü yılın başında benden bu kadar dedin. Bırakma kararı aldın.
Kararın rahatlığıyla çektin gittin başka şehirlere. İki ay kafa dinledin geldin. İki ayın sonunda başka sorular kafasını uzatmaya başladı zihin pencerenden. Bundan sonra ne yapacaksın? İşte bu soru bir süre yedi seni. İşe gireyim dedin. Bir süre aradıktan sonra pes etmeye yakındın ki beklemediğin bir şekilde, beklemediğin koşullarda çalışmak üzere işe alındın. Satış danışmanı olmak için başvurduğu yerde kim ön muhasebeci olarak işe alınır ki? Hem de bu kadar deneyimsiz ve alanla alakasızken. Çok şanslı olduğunu düşündün. Başta tabii.
İki ay kaldın bu işte. Ve iki ay içerisinde kaç gün ‘ben buraya ait değilim’ dedin? Sayılamayacak kadar çok. Kendini tersine inandırmaya çalışsan da olmadı. Mutsuzdun işte. Belki de işverenlerin bunu hissetti ve işten çıkarıldın.
İlk duyduğunda şok oldun. Sonra rahatladın. Yine özgürdün. Ama hemen ardından karamsarlığa kapıldın. Başarısızlık abidesi gibi hissettin. Ne bir okula tutunabilmiştin ne bir işe. Hayatta tek başına kaldığında hangi dala tutunacaksın? Bu gidişle öyle bir dal olmayacak. Gelecek için evlilik planların var. Ömrünü birleştireceğin kişiye destek olmak istiyorsun. Tutunacağın dalı bulamamışsın daha. Destek olmayı unut, köstek olmamaya bak.
Üniversitede okuduğum iki yıl içinde örgün eğitim istemediğimi anladım. Çalıştığım iki ay içinde aslında sağlığımın çalışma şartlarına çok da uygun olmadığını anladım. Ruhen hiç uygun değildim zaten. Çalışmak bir tür kölelik gibi. Bana çok ters. Özgür ruhuma çok ters.
Anladığım şeyler doğrultusunda yeni bir yol çizmeye çalıştım. Ama yolun başını bile bulamadım. Çalışmaktansa okumak dedim. Ama ne istediğimi bulamadım. Ne tarafa baksam içimde ilerleme isteği uyanmadı. Hiçbir yön çekici değil. Ve, ‘ya yine ait olduğum yer değilse’ korkusu var.
Sonuçta, sadece olduğum yerde dikiliyorum. Seçim yapamayacak kadar ürkek ve ne istediğimi bilemeyecek kadar karışığım. Yirmi bir olmama sayılı gün kalmışken, ömrümün çeyreğini yaşamışken, hala bir yol göremiyorum. Seçtiğim pek çok yoldan vazgeçtim. Bana uygun değiller dedim. Peki bana uygun yol ne? Benim yolum nerede?
“Kuşlar gibi geçiyor günler önünden, cıvıldamıyorlar. Günler tren, günler mavi ufuklarda eriyen birer ümit. Kanatlarından yakalayamıyorsun kuşları. Tren sessiz gidiyor rüya ülkelerine.”(Cemil Meriç)

Yorumlar
Yorum Gönder