Camus, Öz ve Yürek


Ait olmadığımı düşündüğüm bir yerde oturmuş burada ne yaptığımı sorguluyorum çorba kaşıklarken. Bir şeylerle oyalanıp aitmiş gibi yaptığım sırada Sisifos Söyleni bana bakıyor. Kapaktaki Camus gibi poz kesip yabancı olduğumu anlamamalarını umuyorum. Bakışlarla rahatsız edilmek istemiyorum. Aslında kimsenin beni rahatsız ettiği yok. Kendi kendimi rahatsız ediyor, inatla kendimi irdeliyorum.

"İçimdeki bu yüreği duyabiliyorum. Var olduğu yargısına varıyorum. Bu dünyaya dokunabiliyorum, onun da var olduğu yargısına varıyorum." (Syf. 36) Bu gözler ile dünyadaki yansımama bakarken kendimle olan anlaşmazlıklarımı düşünüyorum. "Benim olan bu yürek bile hep tanımlanmaz kalacak benim için. Varoluşum konusunda vardığım bu kesinlikle, bu güven vermeye çalıştığım öz arasındaki çukur hiçbir zaman dolmayacak. Kendi kendime yabancı kalacağım hep." (Syf. 37) Başkalarını hep kendimden daha iyi tanıdığımı düşünüyorum. Beni de onlar benden iyi tanıyor. Kendi yüreğime ne kadar dokunabildiğim muamma ama başkaları elini uzatıp o yüreği avuçlayabiliyor. Buna ben mi izin veriyorum yoksa hep yeni doğmuş bebekler kadar savunmasız mıyım? Cevap veremediğim sorular koleksiyonum için bir parça daha.

Özüm ve ben bakışıyoruz yine balkondan. Bir yerden gözüm ısırıyor ama çıkaramadım, tanıdığım herkese biraz benziyor. Buğulu bir camdan bakmak gibi. Camus pozu alıp bakıyorum biraz da. Bir süre sonra yoruluyorum. Camdaki tanıdık suretler yok oldu. Bana bakan şeyi tanımıyorum, tanımlayamıyorum. Beni biraz ürkütüyor da. Korkularım bana selam duruyor gibi. "Mantıklı olmak her zaman kolaydır. Sonuna kadar mantıklı olmaksa, neredeyse olanaksız bir şey." (Syf. 26-27) 

"Ağaçlar arasında bir ağaç, hayvanlar arasında bir kedi olsaydım, bu yaşamın bir anlamı olurdu, daha doğrusu bu sorunun bir anlamı olmazdı, çünkü dünyadan bir parça olurdum." (Syf. 65-66) Camdan çekilip kendime bi' çay koydum. Gözlerim yorgun, yüreğim saklı, özüm yabancı.

Yorumlar