Kaldırım Taşlarına Dönüşen Çakıl Taşları


Hayatımın belli bir döneminden beri psikolojik sıkıntılar çekiyorum. Bu belli dönem önemli kararlar alınan yaşlara geldiğimde başladı. Psikolojik sıkıntılar da çoğunlukla fiziksel sorunlarla bağlantılıdır. İşte hayatımın belli bir döneminden beri sorunlarım var. Sorunlarımın kaynağına ne zaman inmek istesem, Yapraklar Evi'ndeki gibi karanlığın içindeki sarmal bir merdivenin başında buluyorum kendimi. Karanlıktan korkarım ve henüz bir ışığım yok. Freud olsa çocukluğuma bağlar çıkardı işin içinden.

Başka bir konudan bahsedeyim size. Bu memlekette neden insanlar 'ilginç' meslekler yapamıyorlar. İlginçten kastım ne mi? İlginç derken hakim, savcı, avukat, doktor, öğretmen ya da herhangi bir memurluk işinden bahsetmiyorum. Normal addedilen hiçbir işten bahsetmiyorum. İnsanların keyif alarak yaptığı zevkli işlerden bahsediyorum. Çünkü bu işleri yaparken eğlenen insan sayısı bir avuç çakıl taşı. Gerisi kaldırım taşı.

Kasiyerlik herhalde en yaygın ve günde en çok insan görülen mesleklerden. Bu meslekten üç örnek vereceğim. Sürekli gittiğim bir marketin en eski kasiyerlerinden örnek vereceğim ilk kişi muhtemelen. Her zaman derli topludur. Görünüşünde bir öğretmen havası var. Ama onun aklımın bir köşesinde yer edinmesinin sebebi öğretmen havası olan bir kasiyer değil, işini profesyonelce yapan bir kasiyer olması. Işık hızında ürünlerinizi dıt dıt yapmasından bahsetmiyorum. Siz ona bir teşekkür etmeseniz bile fişinizi verirken iyi günler der ve hareketi içtendir. İşini sevip sevmediğini bilmiyorum ama bence profesyonel kasiyer budur.

Diğer örneğim de aynı marketin yeni işe girmiş kasiyeri. İlk bakışta bu elemanın burada ne işi var dersiniz. Görünüşü alıştığınız kasiyer görünüşünden çok farklıdır. İşini acelesiz yapar. Yoğunluk olunca tıkanıp kalır. İşi de tam öğrenememiş. Hareketleri aksak. Yanlış anlaşılmasın ama çoban olsa daha sevimli durur. (Dış görünüşe göre yargılamanın örneğini de araya sıkıştırmış oldum.) Onun aklımda yer etmesinin sebebi ise işini yaparken eğlenebilmesi. Hiç surat astığını görmedim daha. Dahası diğer kasiyerlere şakalar yapıp onları da eğlendiriyor. Evet, profesyonel değil. Ama en azından işini yaparken canlı cenazeye dönmüyor. Umarım böyle devam eder. Gerçi biraz hızlansa iyi olurdu.

Gelelim üçüncü örneğime. Muhtemelen atanamamış bir gencimiz ve ailesi de onu çalışmaya zorlamış. Zorlamış diyorum çünkü bildiğiniz eziyet ediliyormuş gibi görünüyor. Kasiyerlik yapmasının sebebi ne olursa olsun lütfen, bu kadar nefret ediyorsa bu işi yapmasın. İş mi yok memlekette. Kendini de bizi de germesin. Hani en azından siz bir şey deyince cevap veren kasiyerler vardır, bu ona da tenezzül etmiyor. Kolay gelsin dediğinizde yüzünüze bile bakmaz. Bana sorarsanız yüzü zaten kişiliksiz kaldırım taşı gibi. Onu bu kadar sevimsiz gösterecek bir iş yaptığı için ona üzülüyorum. Gerçi aşırı sinir bozucu olduğu için öldürmek istemedim değil.

Bu örneklere daha birçoklarını ekleyebilirim. Kendi adıma alışverişimi yaptıktan sonra bir iyi günler ya da sağ olun olsun duymak istiyorum. Karşıdakinin bir cevabı ya da hiç yoktan gülümsemesi kendimi iyi hissettiriyor. İletişim bizim türümüz için bu kadar ciddi bir ihtiyaçken niye kişiliksiz kaldırım taşlarına dönüşünüyoruz. Yapmayın şunu Allah aşkına. Silkelenin bir, kendinize gelin.

Neyden bahsedecektim, nereye geldi konu ya neyse. Madem bu kadar konuştum devam edeyim. Bir de üniversite diye bir canavar icat ettiler. Herkes kendini bir üniversiteye gitmek zorunda zannediyor şimdilerde. Ya hayalini buna göre proglamlıyor ya da hayallerini çiğneyip canavara yem oluyor. Ne oldu? Memleketin okumuş insan sayısı arttı. Ee başka? Okumuş insanların yarısından çoğu işsiz. Ne halta yaradı o üniversite şimdi? Sessizlik.

Memlekette iş derdi hayatta kalmak kadar önemli bir konu. Yukarıda hani normal mesleklerden ve bu meslek gruplarındaki çakıl taşlarından bahsettim. O çakıl taşları işlerimi sevsin ya da sevmesin, işi benim profesyonel anlayışımla yaptığı için çakıl taşı. İlk paragrafta bahsi geçen sorunlarımın sebeplerinden biri de benim bir kaldırım taşına dönüşmeye başlamam. Ama bu sarmal merdivenimde ilk basamaktı. Daha inecek çok basamak var.

Demem o ki iyi düşünün. İstemediğiniz bir mesleği kesinlikle yapmayın. O mesleğe giden yolda yürümeyin. Yapmak zorunda mı kaldınız, insanlığınızı kaybetmeden yapın. En kısa zamanda da mutlu olacağınız yola dönmeye çalışın.

Yorumlar

  1. Çok güzel bir yazı.. üniversite bi halt kazandırmıyor insana,
    sadece nitelikli işsiz oluyor bitirenler...

    YanıtlaSil
  2. Yeeinde ve isabetli gözlemler. Güzel bir konuya değinmişsiniz. Toplumun insanları etiketlemesi ve bu etiketlerin üzerimize yapışması temel sorun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ve bu temel sorunu çözemeyişimiz, çözmek istemeyişimiz ne kadar üzücü.

      Sil

Yorum Gönder